Sandıklı’da Ramazan Geleneği ve Ramazan Sohbetleri -16-


Bu haber 2019-05-24 12:55:31 eklenmiş ve 6340 kez görüntülenmiştir.

HAFIZ KÖR HOCA

Hafız Kör Hoca Ramazanlarda Sandıklıya gelip bir ay bir buçuk ay veya en fazla iki ay kalırdı. Çok zaman Ulu camide nadiren de Keçi (yeni) camide vaaz verirdi. Onu Sandıklı halkı çok severdi. Kör Hoca da Sandıklıyı ve insanlarını çok sevdiğinden her sene mutlaka gelirdi. Gelişi davet üzerine olurdu. Sandıklının ileri gelenleri çağırırdı onu. Evlerinde ağırlarlar, yedirir içirirlerdi. Misafir gelen Kör Hoca devamlı Kadıların Ali’nin evde yatar kalkardı. O ev şimdi Arıkuşunun Hacı Yusuf amcanın ayakkabıcılık ettiği yerin üstüdür. Ramazanlarda çok zaman kendine gösterilen evinde Kadıların Ali amca ile iftar ederdi. Kör Hocanın Antalyalı olduğunu doğuştan kör olduğunu tevatürün anlattılar. Adını sorduk Kör Hoca dediler. 

1*Bir gün Kör Hocayı birisi davet eder. Yenilir içilir sıra karpuz yemeye gelir. Hocanın eli bir türlü karpuz kabına uzanmaz. İçinden gelmez karpuzu yemek. Ev sahibine der ki; 

-Bey efendi bu karpuzu nasıl aldınız. Gönülsüz müydü? Ev sahibi 

--Yok, hocam gönülsüz olur mu? Seferlerin Mehmet’ten parası ile aldım. Deyince Kör Hoca

--Pek memnuniyet işine benzemiyor der. ‘’Hissi kalben vuku’’ işte. Kör Hoca karpuzu yemez.

Ev sahibi bir gün sonra Seferlerin Mehmet amcaya varır.   

--Len Mehmet sen dün karpuzu gönülsüz mü? Verdin. Mehmet amca yeklemeden

--He gönülsüz verdim.

--Neden len Mehmet

--Sen 13 kuruş tutan karpuza cebren 9 kuruş attın yürüdün gittin. Kar etmedik, birde anaparadan zarar var. Zarar ederken senin nasıl gönlün razı olur? Deyince Adam;

--Bozuk o kadar çıkışmıştı. Deyince Seferlerin Mehmet amca  

--Burası dükkân, alış verişte bütün parayı bozamayız demiyoruz ki. Bütün para verseydin üstünü verirdik herhalde, Şimdiye kadar paranın üstüne yattık mı da öyle deyon? …

Kör Hocayı misafir eden adam mırıldana, mırıldana Ülen şahsiyeti 4 paralık ettik diye, diye üzülerek ayrılır. 

 

*-**-*----****-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-***-*-*-**-**-*-***-**-*--*--**-*-*--*-*---*-*-*--*--

 

2- Yine bir gün Kör Hoca bir eve davetlidir. Oruç açılır. Çorba içilir. Pilav üstü hindi sofraya gelir. Kör Hoca bulgur pilavından kaşıklar durur. Ev sahibi ona hürmeten hindi etini Hocanın önüne doğru iter durur. Fakat Kör Hoca’ya bir türlü et denk gelmez. Kaşıkta kalan et kaşığı kabın kenarına vurunca düşer. Ev sahibi sonunda patlar Hocam hindi etinden yemiyorsun. İnan ki hindi çok leziz, çok güzel, kıvamında kızarmış buyur der. Kör Hoca 

--Bey Efendi hindide bir sıkıntım var. Ev sahibi 

--Olur mu? Deyince Kör Hoca Bey Efendi bu hindiyi kimden aldınız diye sorar.

Ev sahibi 

– Hocam Kabak sokakta mukim Mehmet elinde gezdiriyordu. Sordum 2 lira istedi bende 1 lira 4 mecit var dedim verdim. Satanda bişi demedi. Yüzüme baktı der. Kör Hoca

--Efendi bu hindiyi satan ne sıkıntısı varda satıyor biliyor musun? Nüfusunuzu kullanarak böyle sakıncalı alışveriş yapmayın. Her alım satımdan iki tarafta razı olsun. Evvela satan razı olsun. Fakirlerimizde bu topraklardan çıkan önemli insanlar. O adam bu hindiyi yetiştirmeseydi siz bu hindiyi yiyebilecek miydiniz, hem yemek için yaşamayalım, yaşamak için yiyelim. Helal dairesinde yiyelim. …  diyen hocaya ev sahibi.

-Hocam ben yarın bi mecit daha hindi satana vereyim siz hindiden yiyin lütfen der.  

Kör Hoca; Arkadaşlar bir alış verişte satan Allah bereket versin deyince alan bereketini bul demeli. Bütün alış verişlerimizde buna azami gayret göstermeliyiz. Bir kişinin varlıklı ve saygın oluşu dürüst olduğunu göstermez. Pazarlık adet deyip hiç kazanç bırakmamak ta doğru değil. Malın hakkını verin. Ticaret; kazanç sağlamak için değil mi?..  Diye konuşur.  Oradakiler ‘’Büyüklerin sözlerinde Rabbani tesir vardır derler’’

Kaynak: Lütfi Özkum, Sadıkların Mustafa Pekbey, Fehmi Özeski, Fuat Ulupınar

3 ¬–Kör Hafız Hoca ile bir gün Bolulu İbram ile Akçaların Mustafa(kel oğlan) ortak lokanta çalıştırırlardı. Onların lokanta da yemek yedik. Kör Hafız pilavı yedi tabakta hiç dene/bir tane pirinç bırakmadı. Dikkatimi çekti. Saatinin camı yoktu. Eliyle akrep,yelkovana dokunur saatin kaç olduğunu bilirdi. O gün babamlarla o yemekte ben de bulundum. (H.Hüsrevoğlu)

Sosyo ekonomik gelişmeler, teknolojinin gelişmesi, çok hızlı nüfus göçleri bu güzelim geleneğimizin birçoğunu unutturmuştur. Bir kısmını da toplum olarak biz unuttuk veya unutmayı tercih etmişiz.

Oruç tutmak isteyen 4/6 yaş gurubu çocuklara oruca alıştırmak tutturulan oruç uzun yaz günlerinde çocuklara arada bir iki bir şeyler yedirilmesine ya da su içmesine “oruca direk vurma” diye atlandırılır. Bu oruca direk vurma günümüzde tamamen unutulmaya yüz tutmuştur. 

Teravihten sonra bazı kahvehanelerde büyüklerin anlattığı hikâyeler, anılar, masallar, efsaneler pür dikkat dinlenirdi.  Çay kahve ve çeltik leblebi, gavut(leblebi tozu)ile şeker karışımının eşliğindeki bu sohbetler sahura kadar uzardı. Şayet bu sohbet müsait bir geniş mekânda, evlerde olursa gündüzden hazırlık yapılır. Yaranlar arasında tel helva çekilirdi.

Herkes durumuna göre komşusuna, arkadaşına, mahallede çocuklara iftarlık yemek ve hediye götürülmesi en güzel örflerimizden birisi idi. 

DEVAM EDECEK ...

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer ALİ ÖZESKİ (ARAŞTIRMA) haberleri
Arşiv Arama
- -
Anket
İlçemize Yapılan Yatırımlar ve hizmetlerden Memnun musunuz?
Evet
Hayır
Kararsızım
Son yılların en iyi yatırımları
Sandıklı Postası Haber Merkezi
© Copyright 2013 Sandıklı Postası. Tüm hakları saklıdır. Sandıklı Postası " Sandıklı Haberleri
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
futbol canli izle
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi